Eğitim Programlarımız
AKRAN EĞİTİMİ
ETKİLEŞİM TEMELLİ ERKEN ÇOCUKLUKTA MÜDEHALE PROGRAMI
OTİZMLİ ÇOCUKLAR İÇİN DAVRANIŞSAL EĞİTİM PROGRAMI
EVDE VE OKULDA KAYNAŞTIRMA PROGRAMI
ERKEN YOĞUN DAVRANIŞSAL EĞİTİM PROGRAMI
KÜÇÜK ADIMLAR ERKEN EĞİTİM PROGRAMI
OTİZM RİSKLİ BEBEKLERİN EĞİTİM PROGRAMI
Destek Hizmetlerimiz
Özel Eğtimin Tarihçesi
Ülkemizde özel eğitim gerektiren çocukların eğitimine 1889 yılında İstanbul Ticaret Mektebi bünyesinde işitme engelli çocuklara eğitim veren bir okulun açılması ile başlanılmıştır. Daha sonra bu okula görme engellilerle ilgili bir bölüm eklenmiş, okul 30 yıl eğitim verdikten sonra kapatılmıştır. 1921 yılında Özel İzmir Sağırlar-Körler Okulu açılmış ve bu okul 1924 yılından 1950 yılına kadar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na bağlı olarak özel eğitim hizmetlerini sürdürdükten sonra aynı yıl Millî Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir. 1950 yılından 1980 yılına kadar Özel Eğitim Hizmetleri, İlköğretim Genel Müdürlüğü bünyesinde bir şube müdürlüğü tarafından yürütülmüştür. Eğitim sistemimizde rehberlik kavramının gündeme gelmesi ise II. Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllardadır. Bu yıllardaki müfredat programlarında; bireyler arası farklılıklardan, eğitim ve programların bu farklılıklara göre uyarlanması gereğinden bahsedilmeye başlanmıştır. Marshall Planı çerçevesinde Ülkemize gelen Amerika’lı uzmanların eğitimimizdeki çeşitli geliştirme ve yenileştirme faaliyetleri sırasında, eğitimde ve özellikle rehberlikte kullanılacak ölçme araçlarını geliştirmek üzere Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’na bağlı bir Test-Araştırma Bürosu 1955 yılında kurulmuştur. Bu büro rehberlikte bazı ölçme araçları üzerinde çeşitli çalışmalar yapmış, ancak sonraki yıllarda çeşitli örgütsel düzenlemeler sırasında kapatılmıştır. 06.08.1980 tarihinde 2429 sayılı onayla Özel Eğitim Genel Müdürlüğü kurulmuş, 27.02.1982 tarihinde Daire Başkanlığına, 13.12.1983 gün ve 179 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Özel Eğitim ve Rehberlik Dairesi Başkanlığına dönüştürülmüştür. Aynı yıl çıkarılan 2916 sayılı “Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu”nda, özel eğitime muhtaç çocukların yetiştirilmelerine dair esaslar belirlenmiştir. Ülke genelinde özel eğitim ve rehberlik alanında ihtiyaçların artması sonucu, hizmeti daha etkin ve yaygın olarak yürütebilmek amacıyla 30.04.1992 gün ve 3797 sayılı Kanunla Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
Ayrıca, 06.06.1997 tarihli mükerrer 23011 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 573 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile engellilere ilişkin özel eğitim esasları belirlenmiştir.
Özel Eğitim Nedir Kimler Faydalanır?
Özel Eğitim; Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemleri ile onların özür ve özelliklerine uygun ortamlarda sürdürülen eğitime “özel eğitim” denir.
Özel eğitime ihtiyacı olan öğrenciler kimlerdir?
Özel Eğitime İhtiyacı Olan Bireyler
- Özel Öğrenme Güçlüğü
- Dil ve Konuşma Güçlüğü
- Yaygın Gelişimsel Bozukluk.
- Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
- Bedensel Yetersizlik, Süreğen Hastalık ve Ortopedik Yetersizlik.
- İşitme Yetersizliği.
- Görme Yetersizliği.
- Zihinsel Yetersizlik.
Erken Çocukluk Döneminde Uyaran (Yaşantı) Eksikliği
Uyaran eksikliği gelişimin en kritik olduğu evrede (0-3, 3-6 yaş evreleri) normal seyri sürecinde çevresel faktörlerin çocuğun yaşamını etkilemedeki yönünü, gücünü kaybetmesidir.
Özellikle ailenin çocuğuyla etkileşime, paylaşıma giremeyerek çocuğun yalnızlaşmasına, uyaranlara gerektiği gibi tepki verememesine ve total becerilerin içinde bulunmak yerine sosyal etkileşimden uzak, daha basit, aynılık seyredebilecek süreçlere takılarak gelişim dönemlerinin gerisinde kalmasıdır.
Uyaran eksikliğine maruz kalan çocukları pasifize etmede en çok etkili olan yaşantılar;
Tablet – telefon – televizyona maruz kalma.
Evde ve yakın çevrede tek çocuk olma
Evde çocuğun çok yalnız zaman geçirmesi
Annenin-babanın aktif olarak çocuğun oyunlarına dahil olmaması
Ailenin bebeklik döneminden itibaren çocuk ile etkin iletişim kurmaması
Çocuğun kendi başına vakit geçirmesi, sadece TV – tablet – telefon ile vakit geçirme isteğinin geri çevrilmemesi, iletişim kurma isteğinin olmamasının normal karşılanmasıdır.